Türkiye’ de Kütüphane Devri Bitiyor
Kütüphaneler Haftası’ nda kütüphanelere olan önem anlaşıldı. Kütüphaneler Haftası’ nda kütüphanelerin kullanım amaçları dışında kullanıldığı anlaşıldı.
Ödemiş’te Kültür Merkezi’ne taşındıktan sonra okuyucu ve üye sayısı hızla artan Ödemiş İlçe Halk Kütüphanesi, 51. Kütüphane Haftası hazırlıklarını tamamladı.
Etkinlikler ’Yazar-Okur’ buluşması çerçevesinde Mehtap Altan’ın ’İmgeler Sokağı’ kitabının imza günü ve söyleşisi ile başlayacak 51. Kütüphane Haftası etkinlikleri 3 Nisan cuma gününe kadar devam edecek.
Çocuk Bölümü, Süreli yayın bölümü, Yetişkinler bölümü, İnternet Erişim Merkezi ve Açık raf sisteminde kitapların sergilendiği salonları ile Ödemişlilere hizmet veren İlçe Halk Kütüphanesi’nde vatandaşlar, kütüphane salonlarından kendi kitapları ile faydalanabilecekleri gibi kütüphanedeki eserleri de ödünç alabiliyor.
Ana türleri milli kütüphane, üniversite kütüphanesi, halk kütüphanesi, özel kütüphane, çocuk kütüphanesi ve okul kütüphanesi olan kütüphanelerin gelişmiş ülkelerdeki yüksek kabul düzeyinin, Türkiye bağlamında karşılığı yoktur. Bu kütüphane türlerine kısaca bakıldığında bile, devletin kalkınmasında ve toplumun gelişmesinde ne denli önemli oldukları açıkça görülebilecektir.
Milli kütüphaneler; bilim, eğitim, kültür, folklor, sanat ve sair alanlara ait hemen her bilgi nesnesini bulunduran, düzenleyen, koruyan, uygun şartlarda hizmete sunan ve gelecek nesillere aktaran bir kurum olarak, kelimenin tam anlamıyla ülkelerin millî hâfızalarıdır. Üniversite kütüphaneleri, akademik yaşamın merkezinde yer alan birimlerdendir.
Buyurunuz halk kütüphanelerine: Din, dil, ırk, eğitim, kültür vs. hiçbir fark gözetmeksizin toplumun tüm kesimlerine hizmet vermekle yükümlü bulunan bu kütüphanelerin önemi konusunda, demokrasiyle ilişkisine bakmak yeterlidir. Demokratik toplumun oluşumunda, bireylerin eğitim-kültür düzeylerinin son derece önemli olduğu bilinen ve kabul gören gerçeklerdendir. Böyle olduğu içindir ki, gelişmiş ülkelerde halk kütüphaneleri, bir yaygın eğitim kurumu olarak benimsenmesinin ötesinde, halkın kendi kendini geliştirebildiği temel kurumlardan sayılarak, yıllar öncesinden “halk üniversitesi” unvanıyla taçlandırılmış ve bu düzeyde kabul görmüştür. Eşitleme rolü oynayan bu kütüphaneler, toplumsal katmanlar arasındaki bilgi uçurumunun ortadan kaldırılması için hayatî değerdeki bilgi, eğitim ve kültür kurumlarıdır.
Gerek özel sektöre ait kurumlarda, gerekse kamu kurumlarının bünyesinde, ilgili kurumun uzmanlık alan(lar)ı odağında kurulmuş özel kütüphanelere (special library) gelince: Uzmanlıklara ayrılmış kurumlar bünyesinde kurularak; bu kurumların araştırmacıları ile sektörün akademideki ve sahadaki profesyonellerine bilgi hizmeti veren bu kütüphaneler, sundukları hizmetlerle, ilgili sektörün gelişmesine katkı sunmaktadır.
Ve çocuk kütüphaneleri: Çocukları daha ana kucağındayken kucaklayıp, oyuncaklarla birlikte kitap, dergi gibi bilgi materyalleriyle tanıştıran yapılar… Albenili tasarımıyla çocukların içini kıpır kıpır ettiren, resim yapılan ve envai çeşit oyuncakla oynanılabilen bu kütüphaneler, çocuğu gelecekteki kütüphaneli hayata hazırlamaktadır.
Okul kütüphaneleri ise üniversite aşamasına kadarki eğitim-öğretim sisteminin temelinde yer almakta ve öğretim faaliyetlerine sürekli olarak omuz vermektedir. Bunun içindir ki, gelişmiş ülkelerde eğitim-öğretim sisteminin “olmazsa olmaz” unsurudur.
Kısacası, söz konusu kütüphaneler, gelişmiş ülkelerin örgün ve yaygın eğitim-öğretim faaliyetleri ile her düzeydeki bilimsel araştırmalarında halkın ve akademik toplumun odağında yer almaktadır.
Fakat kütüphane konusunda olumlu bir Türkiye fotoğrafı sunmak mümkün değildir. Her şeyden önce, kütüphaneler, merkezî ve yerel iktidarlar nezdinde, varlığı ve yokluğu arasında fark olmayan kurumlar konumundadır. Tüm zamanlardaki uygulamalara bakıldığında, durum açıkça ortadadır. Son birkaç yıldır, halk kütüphanelerini yerel yönetimlere devretmek için mevzuat hazırlandığı biliniyor.

